Av.Mehmet Emin Özgüven
'in kişisel internet sayfası

BOŞANMA DAVALARINDA MADDİ TAZMİNAT MİKTARININ TAKDİRİ

Eylül 30th 2015 Genel

4721 sayılı Türk Medeni kanunun 174. Maddesinin “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” hükmü karşısında boşanma kararı ile birlikte kusursuz veya daha kusurlu olan taraf lehine maddi ve manevi tazminata hükmolunmasının kanun gereği olduğu açıktır.
Ancak hükmolunan bu tazminat miktarının takdirinde özellikle maddi tazminat bakımından dikkate alınması gereken esaslara ilişkin en küçük bir veri henüz oluşturulabilmiş değildir.

Aşağıda son döneme ilişkin sunulan bir kaç Yargıtay Kararı ile takdir olunan tazminatın miktarı bozma konusu yapılmış ise de miktarın tayini bakımından her hangi bir kriter maalesef ortaya konulamamıştır. Bu somut kriterlerden uzak olma halinin sonucu tazminat miktarının tayininde hakime sınırsız bir takdir yetkisi vermesi ve yöreler arasında hatta aynı yöredeki diğer Aile Mahkemesi hakimince verilen kararlar arasında göze çarpan orantısızlık adalate güveni zedelemektedir.

Esasen tazminat hukuku Borçlar Hukukunun alanına girmektedir. Fakat Aile Hukuku ile düzenlenmiş olan boşanma sonucu tazminat kavramının genel tazminat esasları ile izahı pek mmkün değildir.

Tazminatın takdiri bakımından birinci belirsizlik bu tazminatın hangi hukuki nedenle takdir edildiğinin açık olmamasıdır. Evlenme akdi “sui generis” bir sözleşme olduğu düşünüldüğünde acaba kusurlu fiili ile evliliğin sona ermesine sebep olan taraf sözleşmeye aykırılık sebebiyle mi tazminat ödeme yükümlülüğüne girmektedir. Yoksa;

TMK 174 maddesinin lafzına bakıldığında “kusur” kavramının öne çıkarılması (kusurlu olan tarafın kusursuz veya daha az kusurlu tarafa) karşısında burada haksız fiil sorumluğuna yaklaşan bir tazminat yükümlülüğünden mi bahsetmemiz gerekmektedir.

Borcun kaynağının haksız fiil, sözleşeme aykırılık ve sebepsiz zenginleşme ile tasnif ve tahdit edilmiş olduğu düşünüldüğünde TMK 174 gereğince hükmolunanan maddi tazminatın öncelikle sözleşmeye aykırılık sebebine mi yoksa kusur sorumluğu ve hâksız fiil sebebine mi istinad ettiği yolundaki yapılacak değerlendirme tazminatın hesaplanması bakımından farklı kriterler ortaya koyacaktır. Dolayısıyla tazminatın takdirinde net kriterin olmaması hukuki sebebin belirsiz olmasından ileri gelmektedir.

Bugüne kadar süre süregelen uygulama ile bu karmaşa ve belirsizliği gidermek adına bir içtihat veya doktrin ortaya konulamamış tam tersine sorun görmezden gelinmekle yetinilmiştir. Bu bilinmezlik hali boşanma davası taraflarının dava sonunda elde edilecekleri tazminat hükmüne ilişkin ön bilgiye sahip olamamalarını ve yargı kararından memnuniyetsizliğe ve güvensizliğe sebep olmaktadır.

Maddi tazminatın nasıl hesap edileceği evliliğin devam ettiği dönemde yapılmış sözleşmelerin, uzun vadeli yatırımların, diğer eş lehine imzalanmış kredi sözleşmeleri sonucu uğranılan zararların madde metnindeki maddi tazminat hükmüne dahil olup olmadığı somut kriterlerin yokluğu sebebiyle bilinmemektedir.

Bu bilinmezlik hali; magazinel boşanmalar sonucu ödenen fahiş tazminatların cezb ediciliğiyle; boşanma sonucu maddi refah elde edeceği zannını taşıyan insanların hayal kırıklığıyla, mağduriyetleriyle ve aile kurumunun toplum yapısındaki rolü göz önüne alındığında uzaktan bakıldığında önemsenilmeyen, tahümmül edilebilir ancak birey bakımından huzur bozucu ciddi sorunların sebep olmaya devam etmektedir.

İçtihatlar: 13-18440

13-18615

14-8373

Share

Yorum alanı kapalıdır.

Uyuşmazlıkları çözmesi istenilen kanunların teorik düzenlemelerden ibaret olması, uyuşmazlığın tarafı olan ve kanunun süjesi durumunda olan birey için anlaşılabilirlik problemi oluşturmaktadır.
Başka bir anlatımla mevzuatın mevcut ihtilafa nasıl uygulanacağı ve taraflara etkisinin ne olacağını tespiti için yardıma ihtiyaç duyulmakta olması günümüz hukuk dünyasının temel problemlerinden birisidir. “Kanunu bilmemek mazeret teşkil etmez” prensibi ile vatandaşın mevzuata uygun […]

Share
Önceki Yazılar

İkinci Halife Emirül Mü’minin Hz.Ömer’in Şam kadısı görevini ifa eden Ebu Ubeyde Cerrah’a yazdığı mektuba tesadüf ettim. 634-644 yılları arasında devlet başkanlığı görevini yürüten Hz. Ömer’ül Faruk : günümüz için dahi çok ileri bir yargılama sisteminin ipuçlarını veriyor.
“Amman Ba’du…
Ben senin içinde benim içinde hayırlı olan bir mektup yazdım. Şu beş haslete sımsıkı sarıl ki dininde […]

Share
Sonraki Yazılar

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 1.030 aboneye katılın